Duanın Sırrı ve Hakikati: 'Dua Ediyorum Neden Olmuyor?' (24. Mektup)
İnsanın acziyeti karşısında en büyük istinat noktası ve kâinatın Hâlıkı ile kurduğu en samimi bağ duadır. Fakat pek çok mümin, "Ben dua ediyorum ama istediğim şey gerçekleşmiyor; dualarım kabul olmuyor mu?" vehmiyle duayı terk etme tehlikesiyle karşılaşır. Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri'nin Yirmi Dördüncü Mektup (Birinci Kısım) ve Yirmi Üçüncü Söz'deki izahları, duanın hakiki mahiyetini ve ilahi icabetin derin sırlarını muazzam bir vuzuhla ortaya koyar.
1. Hekim ve Hasta Çocuk Temsili: İcabet ile Kabulün Farkı
Bediüzzaman Hazretleri Yirmi Üçüncü Söz'de akıllardaki düğümü şu harika temsil ile çözer: Hasta bir çocuk uzman bir hekime yalvarır: 'Doktor amca, bana şu tatlı şurubu veya şekeri ver!' Hekim ise bakar ki, çocuğun istediği o tatlı madde onun hastalığını azdıracak ve onu zehirleyecek. Hekim o şekeri vermez; onun yerine çocuğa şifalı bir iğne veya acı bir ilaç verir; yahut hastalığına göre hiçbir şey vermez.
Şimdi o hekim hakkında 'Çocuğun sesini duymadı, icabet etmedi' denilebilir mi? Hâşâ! Hekim duymuş ve icabet etmiştir; fakat çocuğun hevasına göre değil, kendi tıbbi ilim ve hikmetine göre muamele etmiştir. Cenab-ı Hak da Hakîm-i Mutlak'tır. Biz bazen dünyalık isteklerimizin peşinde koşarken, bizim için felaket olacak şeyleri ısrarla talep ederiz. Allah Teâlâ duamızı işitir; ya istediğimizi aynen verir, ya dünyada daha hayırlısını verir, ya da ebedi ahiretimize bir cennet elması olarak saklar. Hiçbir dua zayi olmaz.
"Dua bir sırr-ı ubudiyettir. Ubudiyet ise, semeratı (meyveleri) âhirete bakar. Dünyevî maksatlar ise, o nevi dua ve ibadetin vakitleridir; gayeleri değillerdir. Mesela yağmur namazı ve duası bir ibadettir; yağmursuzluk o ibadetin vaktidir, gayesi değildir." — Sözler, Yirmi Üçüncü Söz
2. Kâinattaki Dört Büyük Fıtri Dua Korosu
Yirmi Dördüncü Mektup'ta kâinatın her noktasında kesintisiz süren dört büyük dua çeşidi beyan edilir:
- İstidat Lisanıyla Dua: Bütün tohumların, çekirdeklerin ve yumurtaların 'Yâ Rabbi, beni ağaç ve canlı eyle' diyerek büyüme duasıdır. Daima makbuldür.
- İhtiyaç-ı Fıtrî Lisanıyla Dua: Bütün canlıların yaşamak için rızık, su ve hava istemesidir. Rezzâk-ı Kerîm bu dualara aç bırakmayarak cevap verir.
- Iztırar Lisanıyla Dua: Çaresiz kalmış, denizde boğulmak üzere olan bîçarelerin samimi feryadıdır. Bu dua ekseriyetle harika şekilde kabul olur.
- Müminin Şuurla Yaptığı Dua: İnsanın lisanıyla ve kalbiyle Rabbine yönelip ubudiyetini takdim etmesidir.
3. Said Şaşmaz Hisar Kapısı Sohbetlerinden Notlar: 'Dua Eden Yalnız Değildir'
Said Şaşmaz 'Duanın Hakikati' dersinde şöyle der: "Duanın en büyük semeresi şudur: İnsan dua vasıtasıyla anlar ki, 'Biri var; benim kalbimin en gizli sızılarını işitir, her halime merhamet eder, kâinata hükmeden kudretiyle benim derdime derman olur.' Bu şuur dünyalara bedeldir. Allah sana dua etme arzusu verdiyse, bil ki vermek istediği bir lütuf vardır; çünkü vermeyeceği şeyin duasını ettirmez."
Kader, Kaza ve İlahi Adalet
Duanın kaderdeki yeri ve 'Madem her şey yazılı, dua neyi değiştirir?' sorusu
“Dua bir sırr-ı ubudiyettir. Dua dahi kaderin içindedir. Cenâb-ı Hak, senin yapacağın duayı ezelî ilmiyle bilmiş ve o duaya binaen takdirini öyle takdir etmiştir. Demek dua, kaderi değiştirmek değil; kaderin tecellisine bir vesiledir.”— Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup (Birinci Kısım) ve Sözler (Yirmi Üçüncü Söz)
İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar
Münâcât Risalesi (Üçüncü Şua): Kâinat Kitabından Arşa Yükselen Tevhid Yakarması
Üçüncü Şua rehberliğinde kâinatın bütün zerrelerini, semavatı, arzı ve canlıları şahit tutarak Arş-ı Âlâ'ya yükselen muazzam bir Tevhid ve niyaz risalesi.
Cevşenü'l-Kebîr ve İsm-i A'zam Sırrı: Bin Bir Esma ile Kâinata Meydan Okumak
Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) Cebrail (a.s.) ile inen zırh hükmündeki Cevşenü'l-Kebîr münacatı, bin bir Esmâ-i Hüsnâ tecellisi ve manevi korunma zırhı.