Ene ve Zerre Risalesi: Benlik Aynasından Esmâ Hazinelerine (30. Söz)
İnsanlık tarihinin en karmaşık iki felsefi ve kelami bilmecesi; insanın iç dünyasındaki 'benlik' (ene/ego) ve maddi kâinatın en küçük yapıtaşı olan 'zerre' (atom) muammasıdır. Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, Otuzuncu Söz (Ene ve Zerre Risalesi)'nde bu iki büyük düğümü öyle bir vuzuhla çözer ki; materyalizmin ve felsefenin insanı kibre veya anlamsızlığa sürükleyen karanlık labirentleri bir anda Tevhid nurlarıyla aydınlanır.
1. 'Ene' Nedir? İlahî İsimlerin Bilinmesi İçin Bir Vahid-i Kıyasî (Ölçü Birimi)
Cenab-ı Hak, Ahzâb Suresi 72. ayette beyan buyurulan o büyük "Emanet"i göklere, yere ve dağlara teklif etmiş; onlar bu ağır yükü yüklenmekten çekinmişken insan onu yüklenmiştir. Risale-i Nur'a göre bu emanetin en mühim bir yönü insana dercedilen 'ene' (benlik) duygusudur.
Cenab-ı Hakk'ın sıfatları (ilim, kudret, irade, basar, sem') mutlaktır, ezelîdir ve sonsuzdur. Sonsuz olan bir hakikati ise sınırları olmayan bir akıl doğrudan kavrayamaz. Nasıl ki mutlak bir karanlık olmadan ışığın dereceleri, nihayetsiz bir soğukluk olmadan hararetin dereceleri anlaşılamazsa; Cenab-ı Hakk'ın mutlak ilim ve kudretinin anlaşılması için de insana farazî ve mevhum bir sınır çizgisi (bir ölçü çubuğu - vahid-i kıyasî) lazımdır.
"Cenâb-ı Hakk'ın sıfât ve esmâ-i kudsiyesinin definelerini açmak için, 'ene' bir anahtardır ve gizli hazineleri keşfeden gayet hayretli bir fihristedir." — Sözler, Otuzuncu Söz (Birinci Maksat)
İnsan kendi nefsinde farazi bir sahiplik tasavvur eder: 'Nasıl ki ben bu evin sahibiyim, kollarımı hareket ettiriyorum, cüz'i bir ilmim var; aynen öyle de şu kâinat sarayının da mutlak bir Mâliki, sonsuz bir İlim ve Kudret Sahibi vardır' diyerek kıyas yapar. İlahî sıfatları anladıktan sonra ise derhal 'ene'yi terk eder; 'Mülk benim değil, beden benim değil; her şey Allah'ındır' diyerek hakiki ubudiyete erer.
2. İki Farklı Ağaç: Nübüvvet Ağacı ve Felsefe Ağacı
Bediüzzaman Hazretleri, tarihin başlangıcından beri insanlık aleminde 'ene'nin iki farklı kullanılışı sebebiyle iki muazzam ağacın neşv ü nema bulduğunu beyan eder:
- Nübüvvet (Peygamberlik) Çizgisi: 'Ene'yi bir ayna ve bir alet bilir. 'Benim mülküm yok, bendeki cüz'i iktidar Rabbimin sonsuz kudretini tartmak için verilmiş bir terazidir' der. Kendini kul (abd) bilir ve 'Hüve'ye (O'na, Allah'a) yönelir. Bu ağacın meyveleri peygamberler, evliyalar ve sıddıklardır.
- Felsefe (Maddecilik ve Şirk) Çizgisi: 'Ene'yi alet olmaktan çıkarıp bizzat gaye yapar. Kendini müstakil malik zanneder; 'Ben yaptım, ben kazandım, aklım erdi' diyerek firavunlaşır. Bu ağacın meyveleri ise Nemrutlar, Firavunlar, putperestler ve nihilizm bataklığına düşen insanlardır.
3. Zerre Bahsi: Atomların Şuursuz Tesadüfü mü, Kadîr-i Ezelî'nin Emri mi?
Otuzuncu Söz'ün İkinci Maksadı olan Zerre Risalesi, Sebepler ve tabiat iddialarını kökünden çürütür. Bir canlı hücresine veya bir yaprağa giren şuursuz bir zerre (atom); orada binlerce farklı vazifeyi şaşırmadan, en hassas biyokimyasal dengelere riayet ederek görür.
Eğer o zerrenin arkasında Kâinat Sultanı'nın ezelî ilim ve emri kabul edilmezse; o küçücük zerrenin bütün kâinatı, bütün bedenin anatomisini ve kimyasını bilen bir dehaya sahip olduğunu kabul etmek gerekir ki; bu aklın ve bilimin iflasıdır. Zerreler, bir kumandanın 'Arş!' emriyle nizamla hareket eden itaatkar neferler hükmündedir.
4. Said Şaşmaz'ın 'Ene ve Benlik' Sohbetlerinden Notlar
Eğitimci-Yazar Said Şaşmaz, Hisar Kapısı sohbetlerinde gençlerin enaniyet tuzağına nasıl düşürüldüğünü anlatır: Modern pedagoji ve popüler kültür gence sürekli 'Sen her şeysin, kendine güven, sen kendi hayatının tanrısısın' zehrini aşılar. Oysa insan acizdir; bir mikrop onu yatağa düşürür, bir deprem evini yıkar. İnsanın gerçek gücü enaniyetinde değil, aczini anlayıp Kadîr-i Mutlak olan Allah'a intisap etmesindedir.
Hastalık, Musibet ve Sabır
Çektiğim hastalığın hikmetini ve manevi kazancını anlamak istiyorum
“Ey bîçare hasta! Merak etme, sabret. Senin hastalığın sana dert değil, belki bir nevi dermandır. Çünkü ömür bir sermayedir, gidiyor. Meyvesiz gitse zâyi olur. Hastalık o sermayeyi meyvedar eder. Bir dakikalık ömrünü bir saat ibadet hükmüne getirir.”— Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a (Hastalar Risalesi - Birinci ve Dördüncü Deva)
İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar
Ahirzaman Gençliğinin İman Kalkanı: Vesvese ve Felsefi Şüphelere Kur'anî Cevaplar
Modern felsefi sorular, deizm, kötülük problemi ve ateist iddialara Risale-i Nur bürhanları ve Said Şaşmaz Hisar Kapısı dersleri ışığında akli ve mantıki cevaplar.
Tabiat Risalesi: 'Kendi Kendine Oldu' Safsatasının İflası (23. Lem'a)
Yirmi Üçüncü Lem'a'daki Üç Muhal bürhanı rehberliğinde tabiatperestlik, materyalizm ve tesadüf iddialarının aklen ve mantıken imkansızlığının ispatı.