Vesvese Nedir ve Nasıl Defedilir? Kalbin Zırhı ve 21. Söz Tahlili
İbadetine düşkün, kalbi hassas ve takva sahibi müminlerin en çok muzdarip olduğu ruhi imtihanların başında vesvese gelir. Şeytan, açık günahlarla kandıramadığı mütedeyyin bir mümini abdest, namaz veya inanç konularında aşırı şüpheye düşürerek ibadetten soğutmaya ve ye'se (ümitsizliğe) sürüklemeye çalışır. Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri'nin Yirmi Birinci Söz'ün İkinci Makamı olan Vesvese Risalesi, bu sinsi hastalığı teşhis edip tedavi eden dünyadaki en tesirli manevi tıp şaheseridir.
1. Birinci Merhem: Vesvese Ehemmiyet Verdikçe Büyür
Bediüzzaman Hazretleri vesveseyi bir balona veya örümcek ağına benzetir: "Vesvese öyle bir şeydir ki, cehalet onu davet eder, ilim onu kovar. Ehemmiyet verdikçe şişer; ehemmiyet vermezsen söner." Vesveseye maruz kalan insan 'Aman bu nedir, kalbim mi bozuldu, abdestim olmadı mı?' diyerek üzerine düştükçe şeytanın eline koz verir. Çaresi; onu yok saymak, zerre kadar ehemmiyet vermemektir.
"Şeytan evvelâ şüpheyi kalbe atar. Eğer kalp kabul etmezse, şüpheden şetme (küfür ve çirkin sözlere) döner. Kalbe karşı lümme-i şeytaniyeden pis hayalleri ve çirkin manzaraları tasvir eder. Kalp ise 'Eyvah!' diyerek telaşa düşer, ye'se kapılır." — Sözler, Yirmi Birinci Söz (İkinci Makam)
2. İkinci Merhem: Hayal Etmek Küfür Değildir
Pek çok hassas mümin, mukaddes zatlar veya Cenab-ı Hak hakkında zihnine gelen istemsiz, çirkin ve edepsiz düşünceler sebebiyle 'Hâşâ, ben dinden mi çıktım, kalbim kâfir mi oldu?' diye dehşete düşer. Bediüzzaman Hazretleri bu korkuyu kökünden siler:
Zihne gelen hayal ile kalbin tasdiki birbirinden tamamen farklıdır. Dimağda gayr-ı ihtiyari (elde olmadan) beliren çirkin suretler kalbin sözü değildir; şeytanın kalbe yakın lümmesinden fırlatılan parazitlerdir. Aynadaki pisliğin sureti aynayı kirletmediği gibi; kafadaki kötü hayal de kalbin imanına asla zarar vermez. 'Tasavvur-u küfür, küfür olmadığı gibi; tahayyül-ü fısk dahi fısk değildir.' Kalbiniz o sözlerden rahatsız olup acı duyuyorsa, bu sizin kâfir değil, bilakis imanı dipdiri bir mümin olduğunuzun kesin delilidir!
3. Dördüncü Merhem: İbadetin Sıhhatinde Aşırı Titizlik Tuzağı
Abdestte 'Acaba kuru yer kaldı mı?', namazda 'Kaçıncı rekatı kıldım, niyetim tam oldu mu?' diyerek defalarca abdest alıp namaz bozanlar şeytanın 'sağdan yaklaşma' hilesine düşmüştür. İslam fıkhında altın bir kaide vardır: "Yakin şek ile zâil olmaz" (Kesin bilgi şüphe ile bozulmaz). Sünnete uygun abdestini bir defa alan kimse, gelen evhama aldırmamalıdır. 'Benim abdestim dört mezhepten birine göre muhakkak sahihtir' deyip seccadeye geçmelidir. İbadeti tekrarlamak şeytanın tuzağına düşmektir.
4. Said Şaşmaz'ın Hisar Kapısı Vesvese Sohbetlerinden Notlar
Said Şaşmaz vesvese konusunda gençlere şu uyarıyı yapar: "Hırsız boş eve girmez. Şeytan meyvesiz ağacı taşlamaz. Kalbinde iman olmayan, namaz kılmayan adamın vesvesesi olmaz; çünkü şeytan onu zaten teslim almıştır. Eğer senin kalbine vesvese geliyorsa sevin; demek ki kalbinde paha biçilmez bir iman hazinesi var ve hırsız o hazineyi çalmaya çalışıyor. Kapıyı kilitle, yani ehemmiyet verme ve yoluna devam et!"
Vesvese, Şüphe ve Kalp Yaraları
Abdest ve namazda 'Oldu mu, olmadı mı?' takıntısı ve şüphesi
“Şeytan evvelâ şüpheyi kalbe atar. İbadetin kemâlini aramak bahanesiyle 'Acaba abdestim sahih oldu mu, namazım kabul oldu mu?' dedirtir. Nihayet o bîçareyi ye'se düşürür, ibadeti terk ettirir. Çaresi: 'Amelim dört mezhepten birine göre sahihtir' deyip asla tekrarlamamaktır.”— Sözler, Yirmi Birinci Söz (İkinci Makam - Dördüncü Vecih)
İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar
Münâcât Risalesi (Üçüncü Şua): Kâinat Kitabından Arşa Yükselen Tevhid Yakarması
Üçüncü Şua rehberliğinde kâinatın bütün zerrelerini, semavatı, arzı ve canlıları şahit tutarak Arş-ı Âlâ'ya yükselen muazzam bir Tevhid ve niyaz risalesi.
Âyetü'l-Kübrâ (Yedinci Şua): Kâinattan Hâlıkını Soran Bir Seyyahın Müşahedatı
Yedinci Şua rehberliğinde kâinatın semavat, arz, denizler, nebatat, hayvanat ve insan tabakalarındaki Tevhid delillerini adım adım gezen bir seyyahın müşahedeleri.