Âyetü'l-Kübrâ (Yedinci Şua): Kâinattan Hâlıkını Soran Bir Seyyahın Müşahedatı
Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri'nin Kastamonu sürgününde telif ettiği ve "Risale-i Nur'un en parlak Tevhid güneşi" olarak vasıflandırılan şaheseri Yedinci Şua (Âyetü'l-Kübrâ Risalesi); dünya gurbetinde varoluşunun gayesini arayan bir seyyahın kâinat sarayını adım adım gezip Hâlık-ı Zülcelâl'i sormasını konu alır.
1. Seyyahın Semavata ve Fezaya Seyahati
Seyyah evvela başını göklere kaldırır. Milyonlarca ışık yılı uzaktaki yıldızların bir ordu gibi nizamla hareketini, güneşin intizamını seyreder. Semadan sonra atmosferdeki rüzgarlara, bulutlara ve yağmura bakar. Her bir tabaka seyyaha lisan-ı hal ile haykırır: 'Biz başıboş değiliz; kâinatın Hâlıkı olan Kadîr-i Ezelî'nin emrindeyiz!'
2. Yeryüzü, Denizler ve Canlılar Korosu
Seyyah yeryüzüne iner; dağların kazık gibi yerleştirilmesini, denizlerin hadsiz zihayatlarla kaynamasını, nebatatın baharda tek bir emirle donatılmasını inceler. Her bir çiçek bir kaside, her bir meyve bir fihristedir. Seyyahın kalbinde hiçbir şüphenin zerresi dahi kalmaz; imanı yakîn derecesine erer.
"Kâinattan Hâlıkını soran bu seyyahın aklına gelen bütün sualler, kâinatın lisan-ı haliyle öyle harika cevaplar aldı ki; seyyah hayretler içinde kalarak 'Lâ ilâhe illallâhu Vâcibü'l-Vücûd' Tevhidini arş-ı âlâya ilan etti." — Şualar, Yedinci Şua
3. Said Şaşmaz Hisar Kapısı Sohbetlerinden Notlar: 'Âyetü'l-Kübrâ Şuuru'
Said Şaşmaz der ki: "Bu risaleyi okuyan müminin imanı artık bir taklit değildir; çelikten bir kale gibidir. Kâinatın her zerresinde Allah'ın mührünü gören bir insanı hangi felsefe kandırabilir?"
Hastalık, Musibet ve Sabır
Çektiğim hastalığın hikmetini ve manevi kazancını anlamak istiyorum
“Ey bîçare hasta! Merak etme, sabret. Senin hastalığın sana dert değil, belki bir nevi dermandır. Çünkü ömür bir sermayedir, gidiyor. Meyvesiz gitse zâyi olur. Hastalık o sermayeyi meyvedar eder. Bir dakikalık ömrünü bir saat ibadet hükmüne getirir.”— Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a (Hastalar Risalesi - Birinci ve Dördüncü Deva)
İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar
Mu'cizât-ı Kur'âniye (Yirmi Beşinci Söz): Kur'an'ın Belâgatı, İ'cazı ve Kâinatı Kuşatması
Yirmi Beşinci Söz rehberliğinde Kur'an-ı Kerim'in kırk vecihle mucizeliği, fesahat ve belagatinin beşer takatini aşması ve kâinatı bir kitap gibi okutması.
Şecere-i Hilkat ve İnsanın Kâinattaki Yeri: On Birinci Söz Tefekkürü
On Birinci Söz rehberliğinde kâinat sarayının muazzam temsilî tablosu, insanın kâinat ağacının en câmi meyvesi olması ve kâinat sergisindeki vazifeleri.