Mu'cizât-ı Kur'âniye (Yirmi Beşinci Söz): Kur'an'ın Belâgatı, İ'cazı ve Kâinatı Kuşatması
Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri'nin şaheserleri arasında kelam ve belagat ilminin zirvesi kabul edilen Yirmi Beşinci Söz (Mu'cizât-ı Kur'âniye Risalesi), Kur'an-ı Kerim'in beşer kelamı olamayacağını, kırk ayrı vecihle mucize olduğunu ve ondört asırdır bütün ediplere, felsefecilere ve inkar cereyanlarına meydan okuduğunu harika tahlillerle ispat eder.
1. Kur'an'ın Meydan Okuması (Tahaddî)
Kur'an-ı Kerim nazil olduğu günden beri insanlığa meydan okumuştur: "Eğer kulumuza indirdiğimizden şüphede iseniz, haydi onun benzeri bir tek sure getirin!" Arap edipleri şiir ve edebiyatta zirvede oldukları halde, Kur'an'ın tek bir suresinin dengini yazamamış; kılıçla savaşmayı tercih etmişlerdir. Çünkü harfle mukabele edebilselerdi canlarını tehlikeye atmazlardı.
2. Kırk Ayrı İ'caz Vecihleri
Bediüzzaman Hazretleri Kur'an'ın i'cazını (mucizeliğini) sadece edebi belagatle sınırlamaz:
- Gaybî Haberler: Geçmiş kavimlerin bilinmeyen sırlarını ve gelecekte Rumların galip geleceğini, Mekke'nin fethedileceğini haber vermesi.
- İlmi Hakikatler: Kâinatın genişlemesi, embriyonun safhaları, dağların hareketleri gibi modern bilimin yeni bulduğu hakikatleri asırlar evvel bildirmesi.
- Gençleşen Kelam: Zaman ihtiyarladıkça Kur'an'ın gençleşmesi ve ayetlerinin tazelenmesi.
"Kur'an bir kitaptır ki; hem bir zikir kitabı, hem bir fikir kitabı, hem bir hikmet kitabı, hem bir şeriat kitabı, hem bir dua kitabıdır. Beşerin bütün manevi ihtiyaçlarını tek başına karşılayan bir kütüphane-i kudsiyedir." — Sözler, Yirmi Beşinci Söz
3. Said Şaşmaz Hisar Kapısı Sohbetlerinden Notlar: 'Kur'an'a Teslimiyet'
Said Şaşmaz 'Yirmi Beşinci Söz' dersinde der ki: "Kur'an öyle bir güneştir ki, gözünü yuman sadece kendine gece yapar. Kur'an'ı hayatının merkezine koyan fert de aile de cemiyet de huzurun zirvesine ulaşır."
Hastalık, Musibet ve Sabır
Çektiğim hastalığın hikmetini ve manevi kazancını anlamak istiyorum
“Ey bîçare hasta! Merak etme, sabret. Senin hastalığın sana dert değil, belki bir nevi dermandır. Çünkü ömür bir sermayedir, gidiyor. Meyvesiz gitse zâyi olur. Hastalık o sermayeyi meyvedar eder. Bir dakikalık ömrünü bir saat ibadet hükmüne getirir.”— Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a (Hastalar Risalesi - Birinci ve Dördüncü Deva)
İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar
Âyetü'l-Kübrâ (Yedinci Şua): Kâinattan Hâlıkını Soran Bir Seyyahın Müşahedatı
Yedinci Şua rehberliğinde kâinatın semavat, arz, denizler, nebatat, hayvanat ve insan tabakalarındaki Tevhid delillerini adım adım gezen bir seyyahın müşahedeleri.
Şecere-i Hilkat ve İnsanın Kâinattaki Yeri: On Birinci Söz Tefekkürü
On Birinci Söz rehberliğinde kâinat sarayının muazzam temsilî tablosu, insanın kâinat ağacının en câmi meyvesi olması ve kâinat sergisindeki vazifeleri.