Tercümansız Olmuyor! Kâinat Mektubunu Okumak ve Mana-yı Harfî
Kâinat, baştan başa yazılmış muazzam, rengarenk ve manidar bir kitaptır. Fakat en muhteşem kitap dahi, lisanını bilen bir tercüman ve muallim olmadan açılsa; sayfalarındaki harfler sadece anlamsız çizgi ve boyalardan ibaret kalır. İnsanoğlu asırlardır kâinat kitabını kendi dar felsefi aklıyla okumaya çalışmış; fakat Kur'an ve Risalet tercümanlığı olmadan bu okuma, insanı anlamsızlığın ve tesadüfün karanlık labirentlerine mahkum etmiştir.
1. İki Farklı Bakış: Mana-yı İsmî ve Mana-yı Harfî
Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri'nin Mesnevî-i Nuriye'de beyan ettiği dört temel kelimeden en mühimi Mana-yı Harfî ve Mana-yı İsmî ayrımıdır:
- Mana-yı İsmî (Felsefenin Bakışı): Bir varlığa sadece kendi zatı, maddesi ve dünyevi faydası namına bakmaktır. Bir çiçeğe bakıp 'Ne güzel bir renktir, kokusu ne hoştur, fiyatı kaç liradır?' demek mana-yı ismîdir. Bu bakışta Sanatkar unutulur; varlık kendi başına bir amaç haline gelir. Neticesi putperestlik veya nihilizmdir.
- Mana-yı Harfî (Kur'an'ın Bakışı): Bir varlığa bizzat kendisi için değil; onu yaratan Sanatkar'ın ilmini, kudretini, cemalini ve lütfunu gösteren bir mektup, bir ayna olarak bakmaktır. Çiçeğe bakıp 'Bu çiçek ne kadar güzel yapılmış! Nakkaşı ne kadar latif, Sâni'i ne kadar merhametlidir!' demek mana-yı harfîdir.
"Kâinata mana-yı harfî ile ve O'nun hesabına bakmak lâzımdır; mana-yı ismî ile ve mevcudat hesabına değil. 'Ne kadar güzel yapılmış' demeli; 'Ne kadar güzeldir' dememeli." — Sözler, Otuz Üçüncü Söz
2. Tercümansız Neden Olmuyor?
Gözümüzün önünde duran güneş, gökte dönen galaksiler, bir karıncanın gözündeki mercekler, bir nar tanesinin içindeki simetri... Bütün bunlar akıl almaz bir sanat eseridir. Fakat bu eserleri okuyacak bir tercüman —yani Kur'an-ı Kerim ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm— olmasaydı, insan bu intizamın gayesini kavrayamazdı. İnsan güneşe bakar, onu tapılacak bir ilah zannederdi (eski kavimlerin güneşe tapması gibi); yahut ateşe bakar, onu ilah sanırdı.
Kur'an-ı Hâkim geldi ve kâinatın kulağına hakikati haykırdı: 'Ey insan! Güneş ilah değildir; o da senin gibi emre boyun eğmiş bir memur ve senin için yandırılmış bir lambadır. Ağaç ilah değildir; arkasındaki Rezzâk'ın sana uzattığı bir tabladır. Secdeyi ağaca veya güneşe değil, onları emrine musahhar kılan Hâlık-ı Zülcelâl'e yap!' İşte tercüman budur; eşyayı hakiki kıymetine kavuşturan sestir.
3. Risale-i Nur Çağdaş Bir Kur'an Tercümanıdır
Bu asırda maddecilik, pozitivizm ve tabiatperestlik kâinat kitabının üzerine kalın bir gaflet tozu serpmiştir. Risale-i Nur Külliyatı, modern asrın idrakine Kur'an'ın hakikatlerini mana-yı harfî metodolojisiyle tercüme eden harika bir tefsirdir. Hücrenin içindeki ribozomdan gökteki Samanyolu'na kadar her şeyi Tevhid penceresinden okutur; hiçbir şeyi tesadüfe, tabiata veya şuursuz sebeplere havale etmez.
4. Said Şaşmaz ile 'Kâinat Kitabını Okuma' Sohbetleri
Hisar Kapısı İlim ve Kültür Derneği'nde Eğitimci-Yazar Said Şaşmaz'ın en çok üzerinde durduğu düstur şudur: "Tercümansız kütüphane haraptır. Genç kardeşlerimize fen ilimlerini öğretirken yanına Kur'an tercümanlığını koymazsanız; çocuk biyolojiyi okur ama Bâri'yi göremez, astronomiyi okur ama Hâlık'ı tanıyamaz. Neticede diplomalı bir cahil ve inançsız bir teknokrat yetişir. Bizim davamız; aklın fenniyle kalbin imanını tevhid edip insanı hakiki kemalata ulaştırmaktır."
Hastalık, Musibet ve Sabır
Çektiğim hastalığın hikmetini ve manevi kazancını anlamak istiyorum
“Ey bîçare hasta! Merak etme, sabret. Senin hastalığın sana dert değil, belki bir nevi dermandır. Çünkü ömür bir sermayedir, gidiyor. Meyvesiz gitse zâyi olur. Hastalık o sermayeyi meyvedar eder. Bir dakikalık ömrünü bir saat ibadet hükmüne getirir.”— Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a (Hastalar Risalesi - Birinci ve Dördüncü Deva)
İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar
Âyetü'l-Kübrâ (Yedinci Şua): Kâinattan Hâlıkını Soran Bir Seyyahın Müşahedatı
Yedinci Şua rehberliğinde kâinatın semavat, arz, denizler, nebatat, hayvanat ve insan tabakalarındaki Tevhid delillerini adım adım gezen bir seyyahın müşahedeleri.
Mu'cizât-ı Kur'âniye (Yirmi Beşinci Söz): Kur'an'ın Belâgatı, İ'cazı ve Kâinatı Kuşatması
Yirmi Beşinci Söz rehberliğinde Kur'an-ı Kerim'in kırk vecihle mucizeliği, fesahat ve belagatinin beşer takatini aşması ve kâinatı bir kitap gibi okutması.